FARS DİLİ VE EDEBİYATI

زبان و ادبيات فارسی

İSLAM DEVRİMİ SONRASI İRAN ŞİİRİ

Prof. Dr. Ali Güzelyüz

1979 yılında İran’da İslam devriminin gerçekleşmesi ve İslam cumhuriyetinin kurulmasıyla birlikte, siyasi partiler ve gruplar ülkede emperyalizme karşı çeşitli faaliyetler başlattılar. Ortam tamamen siyasallaştı. Bu arada Şura Meclisi ve cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı. Bir yıl sonra ise, yani 1980 yılında Irak’ın İran’a saldırı düzenlemesiyle birlikte sekiz yıl sürecek olan İran-Irak savaşı başladı. Savaş havası bütün ülkeyi kapladı. Bu arada ülke içindeki muhalif gruplar da yönetime karşı silahlı mücadelelere kalkıştılar. Bu olaylar karşısında, özellikle şair, yazar ve düşünürlerin çalışmaları, savaşın bitimine kadar iniş-çıkışlara maruz kaldı. 1988 yılında savaşın sona ermesiyle birlikte İran’da yapılanma dönemi başladı. Bu dönemden itibaren İran’da özellikle kültür ve teknoloji alanındaki modernleşme (modern sinema, uydu yayını, bilgisayar, internet vs.) günden güne artmaya başladı. Bu durum, aydınlara yeni ufuklar açtı.

Dünyadaki diğer gelişmeler de (Sovyetler Birliği’nin dağılması, tek kutuplu dünya düzeni düşüncesi vs.) toplumdaki aydın insanların zihninde derin etkiler bıraktı.

Savaştan sonra, yeni neslin kitap ve yayınlara ilgi göstermesi, İran’da yayıncılığın yeniden canlanmasına yol açtı. Gençler, çeşitli konularda yerli ve yabancı yazarların eserlerine ilgi gösterdi. Gençlerin kültürel kişiliklerinin oluşmasında bu eserlerin etkisi büyük olmuştur.

1980’li yıllarda özellikle dergi yayıncılığı gelişti. Çok sayıda kültür, sanat, edebiyat ve düşünce dergileri yayın hayatına başladı.

Devrimin ilk yıllarında şiir, toplumsal ve siyasal olayları büyük ölçüde yansıtmaktadır. Bu dönemde yayınlanan şiir kitaplarının çoğu, toplumun katı kurallarından etkilenmiş ve şekil ya da yapıdan çok muhteva ön plana çıkmıştır. O zamanlar daha çok gazete ve dergilerde ya da kitapçıklar halinde yayınlanan bu tür şiir, yavaş yavaş yerini estetiği ön planda tutan bir şiir türüne bırakmıştır.

Devrim sonrası İran şiirini birkaç grup altında incelemek mümkündür:

1)     Geleneksel dinî şiir: Sosyal ve siyasal eğilimlere ek olarak kültür ve dini inançlardan beslenmektedir. Bu gruptaki şairler arasında Hamid Sebzvari, Mahmud Şahrohî, Müşfik Kaşanî, Cevad Muhdisî gibi şairleri sayabiliriz.

2)     Yenilikçi aydın fikrili şairler akımı: Bu şiir, şekil ve muhteva bakımından Doğu ve Batı düşüncesi ve kültüründen etkilenmiştir. Bu akımdaki şairler; devrimden önceki Ahmed Şamlu, Mehdi Ehevan-ı Salis, Sohrab Sepehri, Minuçihr-i Ateşî, Nadir Nadirpur, Yedullah Ruyayi gibi şairlerin üslubunu takip etmişlerdir.

3)     Dinî aydın fikirli şairler akımı: Bu akımın şairleri, şekil ve yapı bakımından daha çok, yenilikçi aydın fikrili şairler akımından etkilenmişlerdir. İçerik bakımından ise, dinin toplum ve siyasetle bağlantısına yeni bakış açısıyla bakarak şiirlerinde kullanmışlardır. M. Sirişk mahlasını kullanan Muhammed Rıza Şefi’î Kedkenî, M. Azerm mahlasını kullanan Ni’met Mirzazade, Tahire-i Saffarzade, Ali Musevî-yi Germarudî, Taha Hicazi gibi şairler bu akımdandır.

4)     Devrim sonrası genç şairler akımı: Bu akım, yukarıda andığımız üç akımın ortak bir ürünüdür ve gerçekte devrim sonrası şiirin esas çekirdeğini oluşturmaktadır. Bu genç şairler, düşünce bakımından önceki şairlere ilgi duymakla birlikte yavaş yavaş kendilerine özgü bir dil kullanmaya başladılar ve şiirde estetiğe yöneldiler. Bu akımın şairlerini, inançları ya da siyasi görüşleri bakımında iki gruba ayırmak mümkündür:

Birinci grup, yeni düzeni savunan şairler. İkinci grup ise düzeni eleştiren ya da diğer bir tabirle muhalif olan şairler.

Devrim sonrası İran edebiyatıyla ilgili kaynaklarda birinci gruba “جناح شعر انقلاب” (Devrim şiiri grubu); ikinci gruba ise “جناح شعر روشنفکری” (Aydın fikirli şiir grubu) adı verilmektedir.

DEVRİM SONRASI İRAN ŞİİRİNİN BELLİBAŞLI MAZMUNLARI VE İÇERİĞİ:

A)                 Devrim şairleri grubu:

1)                  Devrim öncesi dönemde yapılan zulümlerin şiirlerde açıklanıp yorumlanması.

2)                  Devrim öncesi dönemdeki halk mücadelelerinin takdir edilmesi.

3)                  İmam Humeyni (R.A.)’nin ve devrimin diğer şahsiyetlerinin övülmesi.

4)                  İç ve dış düşmanların hile ve tuzaklarına karşı dikkatli ve uyanık olunması çağrısı.

5)                  Şehitlik mertebesinin yüceltilmesi ve şehitlerin övülmesi.

6)                  Cephede savaşanların cesaret ve fedakârlıklarının övülmesi.

7)                  Cihat ve şehadet çağrısı.

8)                  Şehitlere karşı özlem ve mahrumiyet hissinin duyulması.

9)                  Dini ve devrimci bir vatanseverlik.

10)               Ehl-i Beyt (A.S.) mensuplarının övülmesi ve özellikle İmam Hüseyin (A.S.) ile Kerbela ve Aşura temalarının şiirde işlenmesi

11)               Dünyadaki özgürlük hareketlerinin, özellikle Filistin, Afganistan, Bosna ve Hersek’teki halk mücadelelerinin desteklenmesi.

12)               Irkçılığın ve ayrımcılığın kınanması.

13)               Şehir hayatından kaçış; temiz ve asil köy hayatının teşvik edilmesi.

B)                 Aydın fikirli şairler grubu:

1)                  Savaş, siyaset ve sosyal durumların protesto edilmesi.

2)                  Felsefi, mitolojik ve modernizm gibi düşüncelere eğilim.

Bu grubun şairleri yavaş yavaş siyasi ve felsefi şiir alanından uzaklaşarak estetik şiire yöneldiler.

DEVRİM SONRASI ŞİİRİN BELLİ BAŞLI ÜSLUP ÖZELLİKLERİ:

A)                 Devrim şairleri grubu:

1)                  İlk yıllarda slogan türü şiirlerin ağırlıklı oluşu.

2)                  Derin şairane düşüncelerin az oluşu.

3)                  Eserlerin çoğunda umut, kahramanlık ve maneviyatın ağırlıklı oluşu.

4)                  İrfani aşka eğilim.

5)                  Demokrasi.

6)                  Dini, milli ve irfani kavram ve sembollerin bol kullanılışı.

7)                  Eski şiirin saray ve edebi dilinden uzaklaşıp halk dilinin daha yaygın kullanılması.

B)                 Aydın fikirli şairler grubu:

1)                  İlk yıllarda slogan türü şiirlerin az oluşu.

2)                  Eserlerin çoğunda ümitsizlikten çokça söz edilmesi.

3)                  Modern dünya şiirlerinin çevirilerinden etkilenerek kapalı ve anlaşılmaz ifadelerin kullanılması.

4)                  Konuşma diline eğilim.

5)                  Yeni kalıp ve formlara eğilim.

6)                  Derin felsefi düşüncelerden uzaklaşmak.

DEVRİM SONRASI ŞİİRDE EN ÇOK KULLANILAN KALIPLAR:

Kaside, mesnevi, rubai, dubeyti, gazel, musammat ve terkib-i bend gibi klasik şiirin hemen hemen bütün kalıpları devrim sonrası şairler tarafından kullanılmıştır.

Serbest şiirde ise üç tür görülmektedir:

1)     Şi’r-i Nimayî (Nima üslubu): Nima Yuşic tarafından başlatılan bu şiir türünü devrim öncesinde Sohrab Sepehri, Furug-i Ferruhzad, Mehdi Ehevan-ı Salis, Fereydun-i Muşiri, gibi şairler kullanmıştır.  Bu şiir türünde vezin vardır ancak kafiye her beyitte bulunmayabilmektedir. Her şairin kendine özgü üslubu, felsefi görüşü, dünyaya bakış açısı vardır. Bazı şairler kelimeleri yaygın anlamlarının dışında kullanmışlardır, yeni kelime ve fiiller oluşturmuşlardır ve gramerde kullanılmayan bazı kurallar uydurmuşlardır.

2)     Şi’r-i Sepid (Beyaz Şiir): Ahmed-i Şamlu, Hüseyin Münzevî, Ali Salihi gibi şairler bu tür şiiri kullanmışlardır. Düzyazıya yakın ve hayal gücünün yüksek olduğu bu şiir türünde aruz vezni yoktur, sadece kelimeler arasında vezin vardır. Şekle değil, anlama önem verilmektedir.

3)     Movc-i Nov (Yeni Akım): Ahmed Rıza Ahmedî, Bijen İlahî, Yedullah Ruyayî, Mahmud Şucâ’î gibi şairlerin kullandığı bu şiir türünde vazin ve kafiye yoktur. Bir türü kelime oyunu vardır. Kelimelerin yerleri rahatlıkla değiştirilebilir. Bu yüzden Muhammed Rıza Şefi’î Kedkenî bu şiir türüne bulmaca şiiri adını vermektedir.