M. Şems-i Lengerûdî'den Şiirler
Çeviren: Prof. Dr. Ali GÜZELYÜZ
ÖĞRETİYORUZ SİZE
Neyi bilmemeniz gerektiğini
Ve hangi hatıranın daha güzel olduğunu
Öğretiyoruz size.
Sizin gördüğünüz türden
Rüya görmek,
Kesinlikle menfaatinize değildir.
Sizin döktüğünüz gibi –damla damla–
Kesinlikle anlamı yoktur,
Gözyaşının.
Gözlerin fıkırdamasına bakın,
Üzüntüden mi yoksa!
Hangi rüyaların hangi zamanlarda daha güzel olduğunu
Öğretiyoruz size.
Reddedilme durumunda,
Çare yoktur elbette,
Cehenneme de gidersiniz.
Teneffüs bitti!
Hücrelerinize dönünüz.
İMRAN’A MEKTUP
Evet,
“Şimdi bizim hikâyemiz”
Biz kaldık ve bir parça ölüm,
Her gün bir damla düşüyor payımıza.
*
Kardeşim, İmran!
Uğruna ölünecek kadar
Değerli miydi hayat?
*
Herkes üzüntü içinde,
Müşterilerini kaybeden bakkallar,
Ek işleri zahmet ticareti olan
Gazeteler, eskiciler, şairler,
Ve dürüstlük örneğini
Yitirmiş olan
Katiller.
Bu sevecen insanları üzmenin zamanı gelmedi mi?!
*
Ama hayır,
Ölmeliydin sen,
Bak, ne hallere düştü şiir!
Ulusal radyolarda da senin şiirin söyleniyor artık.
Ve senin resmini asmışlar,
Mağazaların vitrinlerine.
Her zaman faydan dokunmuştur İmran,
Güzel şeyler yapardın her zaman.
*
Ve şimdi ölmenin yollarını bildiğin için söylüyorum,
İyi olurdu, arada bir kalkıp Fatiha okuman…
Başka çocukların da şiirlerini okusunlar,
Ölü insanın değerini biliyor, ulusal radyolar.
*
Ne kadar güzel bir iş yaptın,
Aylar oldu boğulalı üzüntüden,
Güzel bir bahane de yoktu elimizde,
Sadece sendin,
Muhtasar ölümünle
Bizi teselli eden.
Ve sadece sen vardın
Bir gazetenin sayfalarında
Yan profiliyle bize bakan
Ve kendisi için ağlayabileceğimiz.
Diğer arkadaşlar ise,
Bildiğin gibi,
Küçük bir hesabımız vardı onlarla…
*
Ah sevgili İmran!
Bak! Her yerde senin şiirini övüyorlar mizahla,
Ve sen,
Başında geniş bir şapka,
Ve çatık kaşların görünmüyordu şapkanın altından.
*
Ölmeliydin sen,
Kendin için değil,
Bizim için.
Çünkü böyle ölümün,
Daha komik hale getirdi
Hayatı.
*
Ama korkuyorum İmran,
Senin bu yaptıklarının da şaka olmasından korkuyorum.
Ve sonra bu şiirlerden, ahlardan, posterlerden sıkılarak,
Salonun ortasında ortaya çıkmandan,
Ve yukarıya gelmenden
Ve beni görmenden korkuyorum…
Evet, ölmüşüz hepimiz,
Ölmüş ve günlük işlerimize o kadar dalmışız ki,
Mahşer sırasını kaçırdık elimizden.
*
Hayır, İmran!
İnsana yakışmıyor bu devran,
İnsana yakışmıyor ki
Senin yerin boş kaldı, diyelim.