| 1. | بر آن داشتن | [ber ân dâşten] İnandırmak, ikna etmek |
| 2. | بر آوردن | [ber âverden] Karşılamak, yerine getirmek, yapmak Eşanlamlı: انجام دادن Ek olarak: آنها نمی توانند نيازهای شما را بر آورند, İsteklerinizi yerine getiremezler. |
| 3. | بر اساس آمارها | [ber esâs-i âmârhâ] İstatistiklere göre |
| 4. | برّاق | [berrâk] duru, saf, berrak |
| 5. | بر اين اساس | [ber în esâs] Buna dayanarak, buna göre |
| 6. | بر چيدن | [ber çîden] Toplamak, seçmek |
| 7. | بر خاستن | [ber hâsten] Kalkmak, ayağa kalkmak Eşanlamlı: بلند شدن Ek olarak: مهمان ها به احترام پدربزرگ از جا بر خاستند, Misafirler, büyükbabanın hürmetine ayağa kalktılar. |
| 8. | بر داشتن | [ber dâşten] Almak, kaldırmak Eşanlamlı: بلند کردن Ek olarak: علی کتاب را از روی ميز برداشت, Ali, kitabı masanın üzerinden aldı. |
| 9. | بر زمين گذاشتن | [ber zemîn gozâşten] Yere bırakmak |
| 10. | بر سر کسی ريختن | [ber ser-i kesî rîhten] Birisine saldırmak, başına üşüşmek |
| 11. | بر طرف کردن | [ber taraf kerden] Bertaraf etmek |
| 12. | بر گزيدن | [ber goziden] Seçmek Eşanlamlı: انتخاب کردن Ek olarak: مردم نمايندگان خود را در روز رأی گيری بر می گزينند, Halk, milletvekillerini seçim günü seçerrler. |
| 13. | برای خود وقت گذاشتن | [berâ-yi hod vakt gozâşten] Kendine vakit ayırmak |
| 14. | برادر | [berâder] Erkek kardeş |
| 15. | برادرزاده | [berâder-zâde] Yeğen (erkek kardeşin oğlu veya kızı) |
| 16. | برادرزن | [berâder-zen] Kayın birader |
| 17. | برج | [borc] gökdelen |
| 18. | برچسب | [ber-çesb] Etiket |
| 19. | برخورد کردن | [ber-hord kerden] Çarpışmak, çatışmak, rastlamak |
| 20. | بردن - بَر | [borden] Götürmek |