| 1. | در آغوش گرفتن | [der âğûş giriften] Kucaklamak |
| 2. | در آوردن | [der âverden] Çıkarmak Eşanlamlı: بيرون آوردن Ek olarak: کتتان را در آوريد و اينجا آويزان کنيد, Ceketinizi çıkarın ve buraya asın. |
| 3. | در اسرع وقت | [der esre'i vakt] En kısa zamanda, en kısa sürede |
| 4. | در بر گرفتن | [der ber giriften] İçine almak, kapsamak |
| 5. | در حاليکه | [der hâlî ki] Oysa, sırası gelmişken |
| 6. | در صورتيكه | [der sûretî ki] Eğer, -ması halinde, -ması durumunda |
| 7. | در عين حال | [der eyn-i hâl] Aynı zamanda |
| 8. | در ماندن | [der mânden] Çaresiz kalmak, aciz kalmak Eşanlamlı: گير افتادن Ek olarak: دوستم در ميان انبوهی از مشکلات درمانده است, Arkadaşım, bir yığın sorun arasında çaresiz kalmıştır. |
| 9. | در ميان گذاشتن | [der meyân gozâşten] Ortaya atmak, ortaya koymak |
| 10. | در نتيجه | [der netîce] sonuçta |
| 11. | در همين راستا | [der hemîn râstâ] Bu doğrultuda, aynı doğrultuda |