| 1. | فر | [fır] fırın |
| 2. | فرا خواندن | [ferâ hânden] Çağırmak, seslenmek, davet etmek Eşanlamlı: صدا کردن Ek olarak: رئيس دانشکده دانشجويان را فرا خواند تا با آنها دربارهء قوانين جديد سخن بگويد, Dekan, yeni yasa konusunda Fazla… |
| 3. | فرا گرفتن | [ferâ giriften] Sarmak, kuşatma, kaplamak, kapsamak Eşanlamlı: اشغال کردن Ek olarak: بر اثر سيل آب همه جا را فرا گرفت, Sel sonucunda su her tarafı kapladı. |
| 4. | فراز و نشيب ها | [ferâz o neşîb-hâ] İniş çıkışlar |
| 5. | فردا | [ferdâ] Yarın |
| 6. | فرزند | [ferzend] Çocuk, evlat |
| 7. | فرستنده | [firistende] gönderen, gönderici |
| 8. | فرش | [ferş] halı |
| 9. | فرشته | [firişte] melek |
| 10. | فرغون | [forğun] el arabası |
| 11. | فرماليته | [formâlîte] Formalite |
| 12. | فرمانده نيروی هوايی | [fermândeh-i nîrû-yi hevâyî] Hava kuvvetleri komutanı |
| 13. | فرو بردن | [furû borden] Daldırmak, batırmak, geçirmek Eşanlamlı: داخل کردن Ek olarak: من سرم را در آب فرو بردم, Başımı suya daldırdım. |
| 14. | فرو رفتن | [furû reften] Dalmak, batmak Eşanlamlı: غرق شدن Ek olarak: زن ساعت ها بود که در فکر و خيال رفته بود, Kadın saatlerdir düşünce ve hayale dalmıştı. |
| 15. | فرو ريختن | [furû rîhten] Yıkılmak Eşanlamlı: ويران شدن Ek olarak: اغلب ساختمان های شهر بر اثر زمين لرزه فرو ريخت, Şehirdeki binaların çoğu deprem sonucunda yıkıldı. |
| 16. | فرو کردن | [furû kerden] Batırmak, geçirmek, saplamak Eşanlamlı: داخل کردن Ek olarak: حسين ميخ را در ديوار فرو کرد, Hüseyin, çiviyi duvara sapladı. |
| 17. | فروپاشی | [furûpâşî] Dağılma |
| 18. | فروختن - فروش | [furûhten (furûş)] satmak |
| 19. | فروخته شدن | [furûhte şoden] Satılmak |
| 20. | فرودگاه | [furûdgâh] Havaalanı, havalimanı |