| 21. | فرو بردن | [furû borden] Daldırmak, batırmak, geçirmek Eşanlamlı: داخل کردن Ek olarak: من سرم را در آب فرو بردم, Başımı suya daldırdım. |
| 22. | فرو رفتن | [furû reften] Dalmak, batmak Eşanlamlı: غرق شدن Ek olarak: زن ساعت ها بود که در فکر و خيال رفته بود, Kadın saatlerdir düşünce ve hayale dalmıştı. |
| 23. | فرو ريختن | [furû rîhten] Yıkılmak Eşanlamlı: ويران شدن Ek olarak: اغلب ساختمان های شهر بر اثر زمين لرزه فرو ريخت, Şehirdeki binaların çoğu deprem sonucunda yıkıldı. |
| 24. | فرو کردن | [furû kerden] Batırmak, geçirmek, saplamak Eşanlamlı: داخل کردن Ek olarak: حسين ميخ را در ديوار فرو کرد, Hüseyin, çiviyi duvara sapladı. |
| 25. | فروپاشی | [furûpâşî] Dağılma |
| 26. | فروختن - فروش | [furûhten (furûş)] satmak |
| 27. | فروخته شدن | [furûhte şoden] Satılmak |
| 28. | فرودگاه | [furûdgâh] Havaalanı, havalimanı |
| 29. | فروردين | [ferverdîn] Ferverdin (İran Güneş takviminin birinci ayı) |
| 30. | فروشگاه | [furûşgâh] market, mağaza |
| 31. | فروشنده | [furûşende] satıcı, bayi |
| 32. | فرهنگ | [ferheng] 1) kültür 2) sözlük |
| 33. | فرهنگستان | [ferhengistân] Akademi |
| 34. | فرهنگستان علوم پزشکی | [ferhengistân-i ulûm-i pizişkî] Tıp bilimleri akademisi |
| 35. | فرياد کشيدن | [feryâd keşîden] bağırmak, feryad etmek |
| 36. | فسقلی | [fıskılî] küçük çocuk, bebek |
| 37. | فسنجان | [fisincân] et, ceviz ve nar ekşisiyle yapılan bir çeşit İran yemeği. |
| 38. | فشار خون | [feşâr-i hûn] Kan basıncı, tansiyon |
| 39. | فصل | [fasl] mevsim |
| 40. | فضا | [fezâ] Uzay |